sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Samsun - Bartın Turu 4. gün: Sinop - Türkeli

Sabah 6'da kalktım, el yüz yıkama vs. Aras da tuvalet için kalkmış, onunla vedalaştık. Eşyaları toparlayıp çıkmam 6:45'i buldu. Kamptan ayrılmadan bir poz alıyorum.


Yol anayola bağlanana kadar 2-3 km iyi, anayolda da bir süre gayet güzel gitti, en küçük dişliye bir süre düşmedim



Ama sonra rampalar başladı. Ben de ağır ağır çıkmaya başladım. Rampalar kısa soluklu, sonrasında güzel inişler, 59 km. gördüm sanırım inişte. Keşke geçtiğim bütün köylerin tabelalarını çekme imkanım olsaydı, ama çok azı dışında hiçbirini çekemedim, bir yandan pedallarken, bir yandan makineyi ya da telefonu çıkarmak çok zor geliyor bir noktadan sonra. Sadece ilçeleri ve il sınırlarını çekebildim.


Kahvaltı yapmamıştım, rampalarda böğürtlen görünce durup yedim epey.


Ayancık'a gelmeden yer yer yolun yarısı uçmuştu, tabela koymuşlar, şeridi ortaya doğru çekmişler, uçan kısımlarda tek şerit olarak hizmet veriyordu yine.


Ayancık'a geldiğimde saat 12:30'du.


Yol üstünde bir satıcıdan domates biber almıştım. Ayancık'ta bir bakkaldan da ekmek ve 2 yumurta aldım. Yol üstünde bir A-101'den de çokokrem, ton balığı ve biraz abur cubur. Ayancık'ı çıkmadan yol kenarında bir durağın biraz ilerisinde sakin yeşillik ve de gölgelik bir yer buldum, başladım menemenimi yapmaya. 2 domates 2 biber 2 yumurta, aslında 2 kişilik menemen olmuştu ama afiyetle gövdeye indirdim. Üstüne de biraz mata uzanıp dinlendim. 2:30 gibi yola devam ettim.


Ayancıktan sonra yol 2'ye ayrılıyor, Kastamonu tarafı veya Türkeli Bartın tarafı


Sağa devam edince yol bir süre düz gitti.


Sonra bilin bakalım ne çıktı karşıma, tabiki rampa :)



Yavaş yavaş tırmanırken yol kenarında bir evden bir amca sesleniyor, kısa muhabbet ediyoruz, nereden geliyorsun nereye gidiyorsun, gel dinlen diyor, sağolun devam edeyim diyorum, bir soğuk ayran iç diyorlar teşekkür ediyorum, soğuk su verelim diyorlar, o iyi olur diyorum, mataralarımı veriyorum, buz gibi su doldurdular sağolsunlar.

Yola devam edip Türkeli 20 tabelasını gördükten sonra


kısa bir süre daha tırmanış devam ediyor, sonrasında neredeyse Türkeli'ne kadar tamamen iniş. Bu mutluluk tarif edilemez, neredeyse 20 km. boyunca pedal basmadan çoğu yerde 45-50 km hızlarla gidiyorum. Her çıkışın bir inişi vardır, ama bu kadar uzununu tahmin etmemiştim. Tüm inişler bittikten sonra Türkeli'ne son bir kısa çıkış var sadece.

Türkeli öncesinde son rampayı çıkınca büyük bir Türk bayrağı, arkaya doğru bakınca da güzel bir plaj görünüyor.




Devam ediyorum ve tam Türkeli tabelasının olduğu yerde, girişte yine güzel bir plaj var.



 Plajda bir de çadır gördüm, saat de 5:30 olmuş zaten, en iyisi bu plaja çadır kurmak diyorum. İnip çadırın yanındakilere soruyorum ama gece kalmak için değil, gündüz gölgelik olsun diye kurmuşlar. Gece kalmayı planladığımı söylüyorum, hiç bir sorun olmaz diyorlar. Yine de gidip bir de plajdaki büfeye soruyorum, onlar da bir sorun olmaz diyorlar. Bir amca geliyor, kısa süre sohbet ediyoruz, İstanbul'a gitmeyi hedefliyorum deyince imreniyor. Diyorum emekli olup uzun tura çıkan da çok insan var, hiç bir yaş geç sayılmaz.


Çadırımı kurup denize girdim, sonrasında duşumu aldım. Havlu vs. çadırın üstüne serip


akşam yemeğim ton balıklı makarnamı yapmaya başladım.


Yemekten sonra dişlerimi fırçalayıp, 9:30 gibi yattım.

Bugün 87 km. yapmışım


Teker dönme süresi 7 saat 16 dk.


Ortalama hız: 12


Maksimum hız 59


4. günün haritası


4. gün toplam tırmanma - gain (mapmyride verisi) 995 mt.

Samsun - Bartın Turu 3. gün: Sinop Martı Kamping, Hamsilos fiyordu

Sabah 7 gibi kalktım, Şahan da erken kalkmış, Alman bisikletçi ile ayaküstü sohbet ediyorlardı, sohbetlerine katıldım biraz. Kamp alanında takıldık epey, kahvaltıyı geç yaptık.



Kahvaltı esnasında Türk asıllı Alman ailenin annesi masamıza geldi, pedagogmuş, opera ile ilgileniyormuş, operacı arkadaşlara epey ilgi gösterdi. Şahan ve Aras'ın da 2 yaş civarında çocukları olduğundan kadınla epey konuştular, çocuk yetiştirme, Türk, Alman eğitim sistemi vs.

Bu arada öğlen aileyle konuştum tekrar zor da olsa ikna ettim ve yarın yola tek devam ediyorum. Şahan epey destek oldu ve motive etti beni tek devam etmem için.

Kamp alanında epey vakit öldürdükten sonra 2 gibi Hamsilos tarafına gittik bisikletlerle. Manzara muhteşem.



Önce asfalt yolun bitiminde offroad tam mtb için bir parkur var denize kadar inen, o parkura girdik, bisikletle ilerleyebildiğimiz kadar ilerledik.



Bisikletleri bir noktada kilitleyip aşağı denize indik ama hiç dalga olmadığından sanırım kötü kokuyordu. Tekrar yukarı çıktık ve bisikletleri ağaca kilitleyip kayalık alandan inerek denize girdik. Güzeldi.


Geri dönüşte Akliman Hamsilos Tabiat Parkı'na baktık, çadır kurmak ücretli, duş vs imkanı varmış sanırım, ama ücreti bizim kampingden daha cazip değildi. Fakat çadır başına ücret alıyorlardı sanırım, kişi başına da daha cüzi bir ücret alıyorlar. Büyük bir çadırda çok kişi kalmak cazip olabilir belki.


Bir de giderken deniz manzaralı kiralık bir ahşap ev dikkatimizi çekmişti, dönüşte bakalım dedik. Başkaları da bakıyormuş o esnada. Geceliği 100 TL imiş ve 4 kişi, 2 çift kalabiliyormuş. Kışın hizmet vermiyormuş.


Fena görünmüyor, sezon sonuna doğru gelinip kalınası. Bu da ilgilenen kişinin numarası:


Kamp alanına geri döndük, arkadaşlar Sinop merkezde rakı balık yapalım dediler. Benim de niyetim vardı aslında ama hem merkeze git gel zor olacağı hem de ertesi gün zorlu yolum için hazırlık yapmam gerektiğinden kampta kalmaya karar verdim. Akşam yemeğiyle uğraşmamak için de bira+sigara böreği yaptım. Sonrasında bisikletle uğraştım (sele bakımı, gidonu istediğim ayara getirme ve zincir dişli temizliği, yağlanması)


Ben bisikletle uğraşırken trailer ve arka bagajlı bir bisikletli geldi. Romanya'dan 52 günde gelmiş. İstanbul'dan Sinop 1 ay sürdü dedi, biraz gözümü korkuttu. Gerçi yolda manzara çok güzel, yolun tadını çıkartarak geldim dedi. Şu an 10.000 € verseler bile bu yolu geri dönmem dedi :) Bir de günlük gittiği km.den ziyade tırmandığı metreyi kaydetmiş. Kolunda Casio yüksekliği gösteren ve tırmanışları hesaplayan bir saat var. Her gün toplam tırmandığı mesafeyi kaydetmiş. Yol epey zor dedi. Öğlene doğru Ayancık'tan çıkıp gelmiş mesela. Benim yarınki hedef Türkeli. 2 günde İnebolu'ya varmayı düşünüyorum dedim, eğer varabilirsen çok güzel bir başlangıç olur dedi (2 günde İneboluyu bile geçip Doğanyurt'a vardım) Eleman akşam çantasından epey bir besin takviyesi çıkardı (turun sonunda ben de anladım takviyelerin gerekliliğini).

Sabah erken kalkabilmek için saat 10 civarında yattım.

Dünkü km. ile birlikte bugünkü Hamsilos gezimiz sonrası toplam km. 66 olmuş, bugün 11 km. yapmışım yani.


Samsun - Bartın Turu 2. gün: Gerze - Sinop

Sabah saatleri 5:30'a kurmuştuk, kalktık. Gece geç saatlere kadar konser devam etmişti, konser bitince de otoparkta birileri arabadan müzik yayını yaptılar, bizi sabaha kadar müziksiz bırakmadılar, sağolsunlar.
Sahildeki dalgakırandan.


Çadırların dışı ıslaktı.


Toparlanıp 6:30 gibi kamp alanını terk ettik. Deniz seviyesinden merkeze doğru sert bir tırmanış var. Sabah daha ısınmadan bisikletlere binip o yokuşta pedal basarak dizleri zorladık, Tamer dizini ağrıttı, dün de kendimizi biraz zorlamıştık zaten. Ben aynakolu mtb aynakolu ile değiştirmenin faydasını görüyorum rampalarda, en düşük dişlim 24, eskisi olsa 28'di, o dişliyle yüklü halde rampaları çıkmak imkansız gibi. Merkezde sıcak sıcak çay poğaça yaptık. Gerzeyi çıkmadan birkaç poz alıyoruz.



Gerze çıkışında da bir Opet'te ihtiyaç giderdik. O noktadan sonra tekrar deniz seviyesine çok ciddi bir iniş vardı, hatta bu kadar yüklü halde kısmen bozuk asfalt ve virajlı yolda şimdiye kadarki en yüksek hızımı gördüm, fren yapmama rağmen 55 civarı idi, ve epey korkutucuydu. Sonrasında sürekli inişler çıkışlar başladı. Bu yolu görünce dün Sinop'a ulaşmamızın imkansız olduğunu anladık. Tamer'in diz epey ağrımaya başladı, ona rağmen kendini zorlayıp yola devam ediyor.


Bir tane uzun rampada da bisikletleri ele alıp yürüdük ama artık Tamer devam edemeyecek noktaya geldi. Yürürken bile dizi ağrıyordu. Ben isterse Sinop yönünde bir otobüse binmesini, gece Sinop'ta kalıp dinlenmeyi, eğer ki geçerse yine yola birlikte devam etmeyi önerdim. Ama dinlenmeyle geçecek gibi olmadığını söyledi. Öyle olunca karar verip ayrılmak zorunda kaldık. Tamer rampanın aşağısında karşıda bir benzinlik vardı oraya indi, oradan Samsun yönünde bir otobüse binecekti. Eğer 1. haftanın sonunda böyle bir şey olsa ve ben de hevesimi almış olsam belki ben de geri dönebilirdim ama tüm yıl bu tura hazırlanıp 2. günden dönmek istemedim. Tamer de geçen sene kazaya rağmen devam etmişti, bu sene de devam edebilecek durumu olsa zorlayıp devam ederdi, onun durumunda da yapacak bir şey yoktu. O da beni devam etmem için teşvik etti. Şahan ve Aras bu gece Sinop'ta kalacaklardı. Ben de en azından Sinop'a kadar devam edeyim, gece onlarla kampta kalırım, Şahan devam ederse bir süre onla devam ederim, devam etmez geri dönerlerse belki onlarla geri dönerim, ya da tek başıma devam etmeye karar veririm diye düşünüp Sinop'a doğru devam ediyorum.

Çıktığım rampa epey uzun, yorucu oluyor, ileride Erfelek yolu ayrılıyor, belki başka bir zaman.


Rampanın sonuna doğru ufak bir tünelden geçiyorum


Rampa bitiyor, sonrasında uzun bir iniş. İnişin altında bir benzin istasyonu var ama marketi açık değil. Biraz fındık, fıstık atıştırıyorum, telefonumu şarja takıyorum. Tamer'i arıyorum ne yaptın diye. Bekliyormuş hala. Birkaç otobüs geçmiş ama almamış. Sonra bir PTT aracıyla Gerze'ye geçmiş sanırım, oradan da otogara.

Biraz sonra bir adam gelip marketi açtı, soda aldım onun dışında pek bir şey yoktu zaten bisküvi falan gibi. Telefonumu şarjdan alıp yola devam ediyorum. Yolda biraz rüzgar başlıyor. Rampalar bitmek bilmiyor. Bir yerde yol kenarında böğürtlen atıştırıyorum (bundan sonra da yol kenarından hemen hemen her gün rampa çıkarken durup böğürtlen yiyorum)



Sinop görünmeden önceki son rampayı bitkin bir halde çıkarken yanımdan bir traktör geçiyor, sesini duyar duymaz hızımı arttırıyorum ama çok hızlı geçiyor, el ediyorum, aynadan görüp duruyor, kasasına yanaşıp tutunuyorum, devam ediyor. Rampanın son 1,5-2 km.sini traktöre tutunarak çıkıyorum. Yüklü halde ilk tutunmam bu da, yüklü haldeyken daha zor oluyor. Rampanın bitiminde ben bırakınca traktör de duruyor, yanına gidiyorum 3 tane armutla birlikte kötü haberi veriyor, "bir rampa daha var". İnişe geçerken sağda bir benzinlikte uzun bir mola veriyorum. Zaten Sinop'a geldim sayılır. Suluğum yerinden çıkmıştı, onu plastik kelepçelerle sabitledim, ihtiyaçlarımı giderdim, soğuk su, ice tea, biraz aburcubur alıp atıştırıyorum. Şahan'ı aradım ne yaptılar diye. Sinop Akliman tarafında Martı kampingde kalacağız dedi, Aras otobüsle geliyormuş, sen varmaya o varmış olur dedi, Şahan da yeni çıkmış.

Benzinlikten ayrıldıktan sonra Sinop tabelasını görüyorum. Tüm o kahrolası rampalara ve rüzgara rağmen:



Sinop'a son çıkan rampa epey sertti, yol yapımı olduğundan epey dar ve trafik fazla. İyice kenardan en düşük viteste hiç durmadan yavaş yavaş çıktım. Rampanın tepesine geldikten sonra inişe yeni başlamıştım ki bir sorayım dedim. İyiki de sormuşum. Rampanın tepe noktasından Akliman'a yol ayrılıyormuş. Hemen geri dönüp yol ayrımından Akliman tarafına doğru inişe geçtim. İleride görünen plaj tarafındaymış Martı kamping.


Deniz seviyesine iniyorum ama karşıdan öyle bir rüzgar esiyor ki hızım 10 km.yi zor görüyor. Kamping alanına kadar olan 2-3 km.yi zor gittim. Nihayet alana vardım. Girişte fiyatı soruyorum, Şahan da telefonda söylemişti zaten, geceliği 15 TL, sıcak duş, wc, mutfak, elektrik imkanı var. Hemen girişinde bir büfe var ve fiyatlar iyi, Tuborg bira 4-4,5 TL, market fiyatı yani. Bir bisikletli arkadaş gelecekti diyorum, gösteriyorlar. Aras'ın yanına gittim hemen. Çadırını kurmuş o da. Gerze terminalinde Tamer'le karşılaşmışlar. Biraz dinlenip ben de çadırımı açıyorum, geceden ıslak olduğu için kurmadan önce çadırı ve tenteyi ayrı ayrı güneşin altına serip kurumasını bekliyorum. Islak giysileri de güneşin altına seriyorum. Sonra çadırı Aras'ın yanına bir kenara kuruyorum.


Kamp alanı güzel, biraz daha bakım yapsalar, tuvaletleri biraz daha temizleseler on numara olur bence. Bu haliyle bile gidip kalmaya değer. Yakınımızda Slovenyalı genç bir çift var, Land Cruiser üstünde çadırları var, fotosunu niye çekmediysem? Hemen yakınımızda da bir Fransız aile var. 2. gün Türk asıllı Alman bir aileyle tanışıyoruz, bir tane de Çorum Osmancık'tan bisikletiyle gelmiş bir Alman var, Türk ile evliymiş. Mekan internette popüler demek ki, yurtdışından bile geldiklerine göre.

İşleri halledip denize girsek mi diye düşünürken Şahan'ı bir arıyor Aras, Şahan da gelmek üzereymiş. Onu bekliyoruz öyle olunca. O da gelip çadırı kuruyor. Derken yavaş yavaş akşam oluyor. Akşam yemeği telaşına düşüyoruz, merkeze gidelim et vs. alıp mangalda yapalım dediler. Aras ile ben merkeze gittik, Şahan kalıp mangalı yaktı. Bugünkü rampaların üstüne tekrar bisiklete binmek epey zor geldi bana. Sinop merkeze doğru sahilden gittik, bir noktaya gelince ben daha fazla rampa çıkmak istemedim, Aras'ı bekledim bir bakkalın yanında. Aras da iki kasaba bakmasına rağmen et bulamamış, tavuk ve sucuk almış, güneş batmadan geri döndük. Şahan yemeği hallederken Aras'la bir denize girip çıktık. Duş alıp geldiğimizde yemek neredeyse hazırdı. Onlar şarap almışlardı ben de 2 bira aldım yemeği yanına.

Ben yarın için devam edip etmeme konusunda kararsızdım, daha doğrusu devam etmek istiyordum ama aileyi ikna edememiştim. Ertesi gün de kampta kalıp düşünmeye ve aileyi ikna etmeye karar veriyorum.

Bugün yaptığım mesafe: 41,78 km


Teker dönme süresi: 3 saat 52 dk.


Ortalama hız: 10,77 km/s


Maksimum hızım: 61 km/s


Sinop merkeze gidip gelince toplam mesafe 55 km. olmuş, 14 km yapmışım yani.


2. günün haritası


Toplam tırmanma - gain (mapmyride verisi): 550 mt.