Sabah 6:30 gibi kalktım, PO'ya gittim, telefonu şarja verip, elimi yüzümü yıkadım ve toparlanmaya başladım.
8 gibi çıktım yola, Cide'nin çıkışına doğru bir marketten yağ, salça ve garnitür aldım, yandaki kahvede de bisküvi çay yaptım, Pazar olduğu için simit poğaça bulamazsın dediler. Yola devam ediyorum, rampalar var ama dünkü kadar ağır değiller sanki, Kurucaşile 17 tabelası görüyorum.
Arkadaki dağlar epey heybetli görünüyordu, fotoğrafta o kadar değil ama
Ara ara durup böğürtlenlere dalıyorum
Koy çok güzel görünüyor, ismi de yazıyordu ama hatırlamıyorum şimdi, Cideyi anımsatıyordu ama Gidelos falan gibi bişeydi sanırım.
Yolda manzara yine çok güzel
Kurucaşile'ye gelmeden önce Kastamonu'yu geride bırakıp Bartın il sınırına giriyorum.
Kurucaşile'ye gelmeden yol kenarında bir çeşmede kafamı şampuanlayıp yıkıyorum. Dün hava kötüydü ve Cide'de denize girememiştim. Sonrasında devam ve Kurucaşile
Kurucaşile'de bir A-101'e girip fındık ezmesi, ton balığı vs. aldım. Kurucaşile'den çıktıktan sonra sağlam rampa yaptım. Bir köyden geçtikten sonra bir rampada çeşme bulu az ilerisinde gölgelikte garnitürlü bulgur pilavı yaptım, fena sayılmazdı. Sonrası yine sağlam rampa, rampa çıkmaktan kafayı yiyecektim artık. Bir de sağlam 180 derecelik dönüşler var, arabalar bile 1. vitese kadar düşüyor. Bir de asfalt güneşten erimiş, benim lastik iyice yola yapışıyor, bu kadar yükle rampa çıkması ekstra zor oluyor. İyi ki aynakolu değiştirmişim diyorum, yoksa bu rampaları imkanı yok çıkamazdım. Bu halde de çoğu rampada yol müsait olduğunca zikzak yaparak gidiyorum eğimi azaltmak için. Benim aynakolu 22'ye düşürüp, rubleyi 34'e çıkarmam lazım, o zaman ağır ağır da olsa her rampayı çıkarım.
Bu rampaların inişinde de deli gibi hızlanıyorum tabi ki, bir de bu kadar yük olunca. Viraj öncesinde epey hız kesiyorum, ona rağmen bazı virajlara hafif yatarak girmek gerekiyor. Aslında ön teker kilitlenme fobim olmasa daha hızlı inebilirim ama o engel oluyor :) Erimiş asfaltta hızlıyken frenlemek de kötü, dün arka teker epey bir kaydı, ön tekerin kaymasını düşünemiyorum.
Epey bir rampa çıktıktan sonra inişe geçtim sonunda, bir yerde tam bir virajda Küre Dağları Milli Parkı girişi vardı.
İnişe devam ettim, bir süre sonra yol düzleşti ve yol yapımı başladı. Bir köyün içinden geçtim, çıkışında karşıdan bir bisikletli geliyordu. Almanmış, 4,5 aydır yoldaymış. Almanya'dan başlamış, Gürcistan'a kadar gidip Ukrayna tarafından geri dönecekmiş, Karadeniz'i tam bir tur dönecek yani.
Yol yapımı devam etti bir süre, tünel açıyorlar.
Bu noktadan sonra yine tırmanış başladı, yol asfalt ama sürekli gidip gelen kamyonlardan dolayı her yer toz duman, ağaçların yaprakları bile griye dönmüş. Bir süre çıkıyorum, bir noktada kısa bir mola verip ekmeğe fındık ezmesi sürüp yiyorum enerji versin diye, oradan yola devam ama Amasra'ya varabilecek miyim bilmiyorum, çünkü tırmanış bitmedi bir türlü.
Dün Amasra çok kalabalık olur deyip Çakraz'ı tavsiye etmişlerdi, plajı güzeldir demişlerdi, ama bir de baktım Çakraz'ı çıkış tabelası, giriş ya yoktu ya da farketmemişim. İleride karşıdan gençler geliyor, Amasra'ya ne kadar var diyorum 20 km diyorlar, çok yahu diyorum, 15 o zaman diyorlar, bana yine çok geliyor, bunun yarısı tırmanış olsa bile hem güç olarak tükendim hem de güneş batmadan orada olmam zor. İleride sağda Bozköy plajı var çadır da kurabilirsin diyorlar, öyle olunca direk oraya iniyorum, plaja dik bir yokuş iniyor. Tam plaja indikten sonra "çadır kurmak yasaktır" yazısını gördüm. Mekandaki büfeye gidip durumu söyleyince tamam insanlar gidince kurabilirsin dediler, hatta mekan sahibi kartını da verdi, gece bir sorun olursa ararsın diye.
Denize girip çıktım, bisiklete bakan bir kaç kişiyle muhabbet ettik. Meğer Amasra bir sonraki koydaymış ve mesafe maksimum 10 km. imiş. Üstelik çoğu inişmiş ve sadece bir rampa varmış. Neyse dedim artık, kısmet, gece burası sakin olur hem, dinlenirim iyice bu gece. İnsanlar çekilirken mekanda çalışan bir genç geldi, İstanbulda çalışıyormuş normalde, buralıymış, yazın izine gelmiş, takılıyormuş öyle.
İnsanlar gidince plaja çadırımı kurdum, bisikletimi büfenin oraya sabit bir noktaya kilitledim, dişlerimi fırçalayıp yattım ama kendimi bir türlü iyi hissedemedim. Geceye doğru kadınlı erkekli bir grup geldi arabayla, müziğin sesini açtılar, müziğin sesinden rahatsız olmadım ama bir süre sonra hastalandığımı ve kusacağımı hissettim. Çadırdan kafamı çıkarıp kusmaya çalıştım. Beni görünce müzikten rahatsız olduğumu zannedip sesini kıstılar. Kusmam geçer gibi oldu tekrar çadıra girdim, sonra aniden geri geldi, çadırın fermuarını açmamla kusmam bir oldu. Ta öğlenki yediğim yemek duruyordu, sindirilmemiş. Büyük ihtimalle güneş altında ağır ağır rampaları çıkarken aşırı terlemem, hemen sonrasında rampaları hızlı bir şekilde inerken aşırı rüzgar yiyerek midemi üşüttüm. Bir ihtimal güneş çarpması, daha düşük bir ihtimal de yoldaki çeşmelerin birinden veya yediğim bir şeyden olması.
Midemde ne var ne yok çıkarttım, suyum da azdı, dışarı çıkıp tuvaletin olduğu tarafa gittim ağzımı yüzümü yıkamak için ama sular akmıyordu., çadıra dönüp peçeteyle sildim. Biraz su içtim, bir süre sonra suyu da geri çıkarttım, midem bir şey kabul etmiyordu. Moral olarak çökmüştüm, o ana kadar her şey iyiydi, tek pedallamama ve rampalara rağmen. Ama böyle bir durumda yanımda kimsenin olmaması, plajda da yardım edecek kimsenin olmaması psikolojimi bozdu epey. Sabahı zor ettim, pek uyuyamadım. Suyum yetmedi sabaha, susuz kaldım. O anda turu bırakıp dönmek istedim.
Bu gün 61 km yapmışım
6 saate yakın teker dönmüş
ortalama hız 10,31
maksimum hız 58
bisikletimin toplam km.si 1779
7. günün haritası
bugün toplam tırmanış (gain) mapmyride'a göre 1204 mt.
Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Bir de beyin bedava :)
cide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ağustos 2013 Çarşamba
Samsun - Bartın Turu 6. gün: Doğanyurt - Cide
Sabah kalkıp bir denize girdim ama duşlar çalışmıyordu maalesef. Güneşin doğuşunu kaçırdım ama doğduktan sonra birkaç poz çektim.
Akşam ikram edilen poğaçalarla sanki yola çıkacak olan ben değilmişim gibi geniş geniş kahvaltımı yaptım.
Hazırlanıp 8:30 gibi kamp yerinden ayrıldım. Marketten öğlen için menemenlik malzeme, bulgur ve ekmek aldım. Marketteki eleman da epey ilgilendi, sohbet ettik. Doğanyurt'tan çıkmam 9'u buldu. Daha çıkar çıkmaz çok sert bir rampa başlıyor. Rampayı çıkarken Doğanyurt'u yukarıdan çektim.
Dün Doğanyurt'a indiğim yollar görünüyor.
O rampayı bitirip hafif inişe geçtikten sonra Cide tabelasını gördüm.
Yola devam. Bir köyün içinden geçerken gençler vardı, bir küçük çocuk hello diye geldi, merhaba dedim, büyükler Türk olduğumu anladı ama çocuk anlamadı where are you from diye sordu. Hala anlamadı heralde dedim, gülüştük, Gençlerle biraz muhabbet ettik. Yol üstünde tüm köylerle çoğunlukla 34 plaka görüyorum, bir de Alman plakası tabiki. Bu köylerin çoğunluğu İstanbul'a göç etmiş. Kışın pek kimse olmazmış, yazın izinlerinde gelir, fındık ya da bahçelerinde ne varsa artık toplarlarmış. 16 plaka da (Bursa) hatırda kalacak kadar görüyorum.
Arada sağ tarafa manzaraya bakıp rampayı unutmaya çalışıyorum.
Güzel bir çeşme başı bulup menemen yapmak istiyorum ama 30 km. olmasını bekliyorum, psikolojik olarak 30 olursa daha rahat edecem. 30 olmadan önce çok güzel gölgelik bir çeşme vardı ama durmadım, sonradan pişman oldum. 30 km. olduktan sonra ilk çeşme başında duracam diyorum, bir süre çeşme çıkmıyor. İlk çıkanda da su çok az akıyor ama neyse akıyor işte, neyse ki ufak bir söğüt ağacı da var, hemen gölgesine geçip başlıyorum menemeni yapmaya.
Yedikten sonra çeşmeye bakıyorum ki, demin azıcık akarken şimdi hiç akmıyor. Neyse deyip bulaşıkları çöp poşetine koyup arka bagaj lastiğine bağlıyorum. Bir süre sonra bir köyden geçerken bir çeşme başında yıkıyorum bulaşıkları.
Epey bir ilerledikten sonra yol yapımına denk geliyorum, yol yapımından sonra biraz iniş, sonra bitmek bilmeyen çıkışlar başlıyor. Çıkıştayken durup bir geriyi çekiyorum.
Çıkışlar bir türlü bitmek bilmiyor. Bir köyün içinden geçerken balkondan hello diye bağırıyorlar, ben de merhaba türküm diye bağırıyorum, cideye ne kadar kaldı ve bu son rampa mı diye soruyorum, 12 km var, bundan sonra bir rampa daha var diyorlar. O rampayı çıkarken son 200 mt. de bir transit pikap duruyor, at bisikleti kasaya götürelim diyor, ben de bisikleti atması zor olur diyip tutunuyorum ama sadece 200 mt. rampayı çıkınca bırakıyorum, adamlar durup at istersen bir rampa daha var diyorlar, ben de son rampa mı diye sordum, son deyince eyvallah o zaman çıkarım ben onu diyorum. Rampa aşağı sallıyorum, sonrasındaki düzlükte de son rampaya gelmenin heyecanıyla epey performanslı gidiyorum ama son rampa beni yine pişman ediyor, ağır ağır çıkıyorum.
Sonrası Cide'ye kadar iniş. Tabelayı görmeden önce Cide görünüyor, epey de büyük görünüyor, üstü siyah bulutlarla kaplı.
Biraz daha indikten sonra Cide tabelasını görüyorum. Akşam 7 gibi ulaştım sanırım.
Biraz daha indikten sonra manzaranın güzel olduğu bir yer var, orada bir kare daha alıyorum.
Sonrası yine Cide merkeze kadar sağlam iniş, indiğim bu yolu çıkmak istemezdim. Yol sahil kenarından gidiyor, bir kaç kişiye çadır için yer sorduğumda ileride PO var, onun karşısında çadıra izin veriyorlar diyorlar. İlerliyorum, hakikaten yaklaşık 500 mt. boyunca 20'den fazla çadır görüyorum. Cide'nin sahili de Karadenizin en uzun sahiliymiş sanırım, 10 km varmış. Tam PO'nun karşısına geçip bir yere çadırı kuruyorum yavaştan. O sırada 3 tane Alman motorcu geliyor, devasa motorları arka tarafta çelik bagajları var, lastikleri de dişli, her yola girebilirler o motorlarla. Bir tanesi BMW, birisi Honda, üçüncüye dikkat etmedim. Birisi kadın. Elemanlardan birisiyle muhabbet ediyoruz. Almanya'dan başlamışlar, Gürcistan'a kadar gideceklermiş sanırım, arada bir Van gölü falan da dedi.
Bu arada hava epey kapalıydı, deniz felaket dalgalı ve hava da rüzgarlıydı, bir arkadaş da facebookta sağanak geliyor dikkat et diye yorum yapmış, ben gece iyi yağacak diye korktum, damla bile düşmedi, ama gece çok rüzgarlıydı.
Yanlarına çadır kurduğum bir yaşlı amca geliyor Almanlarla konuştuğumu görünce, gelip kursunlar sıkıntı yok ama gece gürültü yapacaklarsa daha uzakta kursunlar diyor. Bu yaşlı amca, yanında bir yaşlı amca daha var, İstanbul'dan gelmişler, maratona hazırlanıyorlarmış, gece uykularını alıp gündüz antreman yapıyorlarmış. Bisikleti benzinliğin yanına kilitleyebilirsin dediler. PO'dan su, içecek vs. alıp, yemekle uğraşmayıp sadece ton balığı yeyip yatıyorum.
Bugün 75 km. yapmışım.
7 saat 15 dk teker dönmüş
ortalama hızım 10,38
maksimum hızım 55
bisikletim de toplam 1717 km olmuş
6. günün haritası
bugünkü toplam tırmanış (gain) mapmyride verisine göre 1255 mt.
Akşam ikram edilen poğaçalarla sanki yola çıkacak olan ben değilmişim gibi geniş geniş kahvaltımı yaptım.
Hazırlanıp 8:30 gibi kamp yerinden ayrıldım. Marketten öğlen için menemenlik malzeme, bulgur ve ekmek aldım. Marketteki eleman da epey ilgilendi, sohbet ettik. Doğanyurt'tan çıkmam 9'u buldu. Daha çıkar çıkmaz çok sert bir rampa başlıyor. Rampayı çıkarken Doğanyurt'u yukarıdan çektim.
Dün Doğanyurt'a indiğim yollar görünüyor.
O rampayı bitirip hafif inişe geçtikten sonra Cide tabelasını gördüm.
Yola devam. Bir köyün içinden geçerken gençler vardı, bir küçük çocuk hello diye geldi, merhaba dedim, büyükler Türk olduğumu anladı ama çocuk anlamadı where are you from diye sordu. Hala anlamadı heralde dedim, gülüştük, Gençlerle biraz muhabbet ettik. Yol üstünde tüm köylerle çoğunlukla 34 plaka görüyorum, bir de Alman plakası tabiki. Bu köylerin çoğunluğu İstanbul'a göç etmiş. Kışın pek kimse olmazmış, yazın izinlerinde gelir, fındık ya da bahçelerinde ne varsa artık toplarlarmış. 16 plaka da (Bursa) hatırda kalacak kadar görüyorum.
Rampanın arkasında rampa, rampa üstüne rampa, çık çık bitmiyor, rampa çıkmaktan deliricem nerdeyse :)
Arada sağ tarafa manzaraya bakıp rampayı unutmaya çalışıyorum.
Güzel bir çeşme başı bulup menemen yapmak istiyorum ama 30 km. olmasını bekliyorum, psikolojik olarak 30 olursa daha rahat edecem. 30 olmadan önce çok güzel gölgelik bir çeşme vardı ama durmadım, sonradan pişman oldum. 30 km. olduktan sonra ilk çeşme başında duracam diyorum, bir süre çeşme çıkmıyor. İlk çıkanda da su çok az akıyor ama neyse akıyor işte, neyse ki ufak bir söğüt ağacı da var, hemen gölgesine geçip başlıyorum menemeni yapmaya.
Yedikten sonra çeşmeye bakıyorum ki, demin azıcık akarken şimdi hiç akmıyor. Neyse deyip bulaşıkları çöp poşetine koyup arka bagaj lastiğine bağlıyorum. Bir süre sonra bir köyden geçerken bir çeşme başında yıkıyorum bulaşıkları.
Epey bir ilerledikten sonra yol yapımına denk geliyorum, yol yapımından sonra biraz iniş, sonra bitmek bilmeyen çıkışlar başlıyor. Çıkıştayken durup bir geriyi çekiyorum.
Çıkışlar bir türlü bitmek bilmiyor. Bir köyün içinden geçerken balkondan hello diye bağırıyorlar, ben de merhaba türküm diye bağırıyorum, cideye ne kadar kaldı ve bu son rampa mı diye soruyorum, 12 km var, bundan sonra bir rampa daha var diyorlar. O rampayı çıkarken son 200 mt. de bir transit pikap duruyor, at bisikleti kasaya götürelim diyor, ben de bisikleti atması zor olur diyip tutunuyorum ama sadece 200 mt. rampayı çıkınca bırakıyorum, adamlar durup at istersen bir rampa daha var diyorlar, ben de son rampa mı diye sordum, son deyince eyvallah o zaman çıkarım ben onu diyorum. Rampa aşağı sallıyorum, sonrasındaki düzlükte de son rampaya gelmenin heyecanıyla epey performanslı gidiyorum ama son rampa beni yine pişman ediyor, ağır ağır çıkıyorum.
Sonrası Cide'ye kadar iniş. Tabelayı görmeden önce Cide görünüyor, epey de büyük görünüyor, üstü siyah bulutlarla kaplı.
Biraz daha indikten sonra Cide tabelasını görüyorum. Akşam 7 gibi ulaştım sanırım.
Biraz daha indikten sonra manzaranın güzel olduğu bir yer var, orada bir kare daha alıyorum.
Sonrası yine Cide merkeze kadar sağlam iniş, indiğim bu yolu çıkmak istemezdim. Yol sahil kenarından gidiyor, bir kaç kişiye çadır için yer sorduğumda ileride PO var, onun karşısında çadıra izin veriyorlar diyorlar. İlerliyorum, hakikaten yaklaşık 500 mt. boyunca 20'den fazla çadır görüyorum. Cide'nin sahili de Karadenizin en uzun sahiliymiş sanırım, 10 km varmış. Tam PO'nun karşısına geçip bir yere çadırı kuruyorum yavaştan. O sırada 3 tane Alman motorcu geliyor, devasa motorları arka tarafta çelik bagajları var, lastikleri de dişli, her yola girebilirler o motorlarla. Bir tanesi BMW, birisi Honda, üçüncüye dikkat etmedim. Birisi kadın. Elemanlardan birisiyle muhabbet ediyoruz. Almanya'dan başlamışlar, Gürcistan'a kadar gideceklermiş sanırım, arada bir Van gölü falan da dedi.
Bu arada hava epey kapalıydı, deniz felaket dalgalı ve hava da rüzgarlıydı, bir arkadaş da facebookta sağanak geliyor dikkat et diye yorum yapmış, ben gece iyi yağacak diye korktum, damla bile düşmedi, ama gece çok rüzgarlıydı.
Yanlarına çadır kurduğum bir yaşlı amca geliyor Almanlarla konuştuğumu görünce, gelip kursunlar sıkıntı yok ama gece gürültü yapacaklarsa daha uzakta kursunlar diyor. Bu yaşlı amca, yanında bir yaşlı amca daha var, İstanbul'dan gelmişler, maratona hazırlanıyorlarmış, gece uykularını alıp gündüz antreman yapıyorlarmış. Bisikleti benzinliğin yanına kilitleyebilirsin dediler. PO'dan su, içecek vs. alıp, yemekle uğraşmayıp sadece ton balığı yeyip yatıyorum.
Bugün 75 km. yapmışım.
7 saat 15 dk teker dönmüş
ortalama hızım 10,38
maksimum hızım 55
bisikletim de toplam 1717 km olmuş
6. günün haritası
bugünkü toplam tırmanış (gain) mapmyride verisine göre 1255 mt.
Etiketler:
bisiklet,
bisiklet turu,
cide,
doğanyurt,
karadeniz,
sahil yolu,
scott,
sub,
sub 40,
tur bisikleti
12-20 Ağustos 2013 Samsun - Bartın Turu
Geçen seneki Batum - Samsun turumuzdan sonra Tamer'le Samsun'dan sahil şeridinden batıya doğru devam edip Karadenizi bitirme planı yapmıştık. Aslında geçen sene okullar açılmadan Eylül ayında bu tura çıkmaya niyetlendik ama çeşitli aksiliklerden dolayı vazgeçtik (şu an düşününce bu zorlu rotayı geçen sene de tamamlayamazmışız gibime geliyor). Ama neredeyse 1 yıldır bu günlerin gelmesini bekliyorduk Tamer'le. Aylar öncesinden planları yapmaya başladık, Tamer gün gün duraklarımızı belirlemişti, ben de 1 hafta öncesinde tur rotalarını çıkarmıştım. Turdan bir önceki haftasonu da bisikletimi Tokat'tan Samsun'a götürmüştüm. Bir yandan da evde salona malzemelerimi sermiş onları hazırlamıştım.
Bayramdan sonra Tokat'a geldim eşyalarımı çantalara doldurdum (anlatması kolay ama kategorilere göre koyması 2 saatten fazla vaktimi aldı). Akşam 5 otobüsüne bindim, 9 gibi Samsun'da Tamer'in evine yakın bir yerde indim. Hemen yakında bir şeyler atıştırdık, eve geçtik, biraz muhabbet, son hazırlıkları yapıp ertesi sabah 5:30'a saatlerimizi kurup yattık.
1. gün: Samsun - Gerze
2. gün: Gerze - Sinop
3. gün: Sinop Martı Kamping
4. gün: Sinop - Türkeli
5. gün: Türkeli - Doğanyurt
6. gün: Doğanyurt - Cide
7. gün: Cide - Amasra
8. gün: Amasra - Bartın
Bayramdan sonra Tokat'a geldim eşyalarımı çantalara doldurdum (anlatması kolay ama kategorilere göre koyması 2 saatten fazla vaktimi aldı). Akşam 5 otobüsüne bindim, 9 gibi Samsun'da Tamer'in evine yakın bir yerde indim. Hemen yakında bir şeyler atıştırdık, eve geçtik, biraz muhabbet, son hazırlıkları yapıp ertesi sabah 5:30'a saatlerimizi kurup yattık.
1. gün: Samsun - Gerze
2. gün: Gerze - Sinop
3. gün: Sinop Martı Kamping
4. gün: Sinop - Türkeli
5. gün: Türkeli - Doğanyurt
6. gün: Doğanyurt - Cide
7. gün: Cide - Amasra
8. gün: Amasra - Bartın
Etiketler:
abana,
amasra,
ayancık,
bafra,
bartın,
bisiklet,
bisiklet turu,
cide,
çatalzeytin,
doğanyurt,
gerze,
inebolu,
karadeniz,
kurucaşile,
sahil yolu,
samsun,
scott,
sinop,
türkeli,
yakakent
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















