sportster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sportster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Yeni bisikletim Scott Sub 40

Alım hikayesini daha önce burada yazdığım ilk bisikletim Scott Sportster 30'u bisikletforuma verdiğim ilanla forumdan bir arkadaşa sattım. Bisikletimi 2011 Mayıs ayı sonunda almıştım ve 2 yılda 3571 km. yapmışım.


Toplam teker döndürme sürem 200 saate yaklaşmış, 197 saat 41 dakika


Yani 2 yıllık kullanımımın ortalama hızı yaklaşık 18 km/s.

Satma nedenim ilanda da belirttiğim gibi daha uzun süreli ve mesafeli turlara çıkma niyetimin olması, bu şekilde turlar için de hidrolik frenin ve (özellikle turun çoğunluğu  asfalt yollarda yapılıyorsa) amortisörün gereksiz olması idi. Sattıktan sonra da sabit maşa ve klasik v frenli bir bisiklet düşünüyordum. Sabit maşa istememin nedeni eski bisikletimle yaptığım 3500 km.nin ancak 100 km.sinde amortisörü kullanmam, çoğunlukla kilitli tutmam, amortisörün gereksiz bir yük olduğunu düşündürdü. Hidrolik frenlerden de memnundum ama turda başına bir iş gelirse tamirinin imkansız ya da çok zor olması daha basit v frenli bir bisiklete geçmeme neden oldu.

Aklımda bazı marka ve modeller vardı, Trek fx 7.2, veya 7.3, Specialized Sirrus Sport veya Elite AF baktığım modeller arasındaydı. Gerçekten harika bisikletler olsa da fiyat performans oranını tam olarak tutturamadım. Scott zaten bildiğim ve güvendiğiim bir marka olduğundan Sub ve Sportster serisinin sabit maşa v fren modeller de aklımdaydı. Bir de bunların yanında daha ekonomik bir alternatif olarak Sedona 321 vardı kafamda.

Sonuçta Kayseri'de 2012 model Scott Sub 40'ı epey uygun bir fiyata bulunca kaçırmadım. Scott zaten bildiğim ve memnun olduğum bir marka, ayrıca eski bisikletimdeki ayakcak, çamurluk, bagaj vs. gibi parçalar başka bir markaya geçsem belki uyum sorunu çıkaracaktı, Scott seçmemin bir nedeni de budur.




Sabit maşalı, v frenli, arka 8'li sistem, arka aktarıcısı Acera. Çekiş sistemini belki ileride değiştiririm diye düşünüyorum ama bu haliyle de tatminkar. Aynakol 48, 38, 28, ruble 11-32. Son hız açısından eskisinden farkı yok, ama 28x32 en düşük vites oranıyla (eskisinde 26x32 idi) rampalar biraz daha zorlayacak.








Kadro görüntüsü, maşanın açısı gayet agresif bir görüntü sunuyor. SUB'ın açılımı da Speed Utility Bicycle, hız amaçlı bisiklet yani. Lastikleri Schwalbe Citizen (700x35c) dişsiz bir sırt desenine sahip asfalt lastiği.








1 Mayıs 2013 Çarşamba

Bisikletle Gece Turları

Bir süredir akşamları turluyoruz. Ekibimiz de kalabalıklaştı, gruba da, turlara da katılım arttı. Akşam 9 gibi toplanıp, 9:30 gibi tura başlayıp genelde çevreyolu yapıyoruz. Sivas tarafından girip Amasya tarafından çıkıyoruz. Yaklaşık 20 km, 1 saat, tırmanmalı ve inişli ideal bir parkur oldu.



Son 2 gündür de tur sonrasında ekiple semaver molası veriyoruz. Süreyi biraz uzatıp geceye kalsak da keyifli oluyor.

29 Nisan 2013 Pazartesi

28 Nisan 2013 Turhal

Bisiklet sezonunu açtık, 1 aydır biniyorum neredeyse, akşam turlarına da başladık. Akşam 9 gibi çevreyolu yapıyoruz genelde. Tırmanışlı ve inişli ideal bir parkur oldu çevreyolu, yaklaşık 20 km. Ama bu yılın ilk uzun km.li günlük turu bu oldu. Turhal'a gidiş geliş, toplam 95 km.

Sabah 6 gibi Migros'un orada buluştuk, yola çıkmamız 6:30'u buldu. Söngüt Akpet'te bir mola verdik, kahvaltı yapmamış olanlar çorba içtiler, birer de çay içip yola devam ettik.


Söngüt'ten sonra 10 kişi çok güzel bir tempo tutturduk, 20'nin altına düşmeden 23-24 km/s gibi hızlarla, kopmadan ilerledik.




Turhal tabelasının önünde grupça fotoğraf çekindik.


Turhal'a vardığımızda saate bakmadım ama 9'u geçiyordu sanırım. 45 dk. gibi Turhal'da oyalandık, ırmak kenarında çay içildi, bir arkadaşın patlayan lastiği tamir edildi.


10 gibi tekrar yola çıktık, bu sefer 10 kişi ikişerli sıra olup makara yaptık, bir süre bu şekilde ilerledik. İlk defa denedim ve çok güzel bir şey. Sağ taraftaki 5 kişi sabit bir hızda ilerliyor, sol taraftaki 5 kişi sağ tarafa nispeten biraz daha hızlı ilerliyor. Solda en öndeki kişi biraz ilerleyip sağ tarafın en başına geçip hızını sağ taraf hızına sabitliyor, sağda en arkada kalan kişi de sollamaya çıkıyor, döngü bu şekilde ilerliyor. Hem grup halinde hareket etmiş olunuyor hem de herkes rüzgara eşit miktarda maruz kaldığından eşit şekilde yoruluyor. Güzel bir sistemdi, bir süre böyle devam ettik. Sonrasında sabit bir şekilde öndekilerin arkasına dizilerek devam ettik. Yer yer 26-27 gibi hızlarla ilerledik. Neredeyse 100 km.lik tur olmasına rağmen güzel bir tempo tutturup kopmadan uzun süre geldik. Dönüşte yine Söngüt Akpet'te durduk. 12:30 gibi Tokat'a girdik sanırım.

Toplam 95 km. olmuş.


4 saat 22 dakika teker döndürmüşüm.


Ortalama hızım.


Bisikletimin toplam km.si: 3464 km.


21 Ekim 2012 Pazar

Bisikletim 3000 km oldu :)

Temmuz'da Karadeniz turundan döndüğümde bisikletim 2812 km.de idi. 1 haftada 800 km yapmıştık ama o zamandan beri 3 ayda 200 km binememişim bile bisiklete. Geçen pazar günü bir arkadaşla Kızıliniş'e çıktık, döndüğümde 3000'i bulmuşumdur diye düşünüyordum ama 2996'da kalmış. Dün sabah merkezden para çekmek, otobüs bilet almak vs için kısa bir tur yaptım ve sonunda bisikletim 3000 km. yi gördü.


26 Ağustos 2012 Pazar

Brooks B17 Standart sele

Karadeniz turuna çıkana kadar böyle bir sele olduğundan haberim yoktu, yolda gerek Tamer'in bahisleri, gerekse karşılaştığımız neredeyse tüm dünya turuna çıkanların bu seleyi kullanması dönüşte biraz araştırma yapmaya itti beni de.

Bu konudaki bu mesaj ve devamındaki Brooks ile ilgili bilgiler  ve burada yapılan değerlendirme seleyi almak için beni yeterince tatmin etti. Özetle köseleden yapılmış özel bir sele, bisikleti sürdükçe sele poponuzun şeklini alıyor ve bir süre sonra size özel bir sele haline geliyor. Kullanımla kişiye özel hale geldiğinden 2. eli yokmuş bu selelerin :)

Türkiye'de bulmak zor, satan bir yer var ama orası da yurtdışına göre daha pahalı. Ben de hem pahalı olmasından hem de ileride yapacağım yurtdışı  bisiklet parçası alışverişleri için tecrübe olması açısından buradan siparişimi verdim. Ertesi gün gönderildi bilgisi geldi. Normalde 1 haftada geliyormuş ama araya bayram tatilinin girmesinden dolayı 11 günde geldi. Bir de kargo şeklinde değil de adi posta şeklinde geldi.


Kutunun içinden sele dışında sanırım Brooks'un yayını olan bir gazete bir de katalog çıktı.





Selenin altındaki zarfın içinden garanti şartları, selenin bakımı ve nasıl kullanılacağına ilişkin bilgilerin yazılı oluğu bir kağıt çıkıyor.


Sele bir süre sonra şekil değiştirmesiyle beraber kendini biraz bırakıyormuş, bu anahtarla öndeki vidayı sıkarak selenin gerginliği ayarlanıyormuş.


Kullanma kılavuzundan ve daha önceki okuduklarımdan selenin uç kısmı hafif yukarı bakacak şekilde monte edilmesi gerektiğini öğrenmiştim. Asıl ağırlığı selenin arka kısmının taşıması gerekiyormuş, düz ya da öne eğimli monte edilirse deri de kaygan olduğundan öne doğru kayma durumu yaşanıyormuş. Ben de söylenen şekilde monte ettim.





Ertesi gün deneyince ön kısmı biraz fazla kaldırmışım gibi geldi, biraz indirip ideal ayarı buldum sanırım. Akşam bisikletçi İsmail abiye uğradım, selemi de gösterdim. Meğer İsmail abide Brooks taklidi Tayvan malı kösele sele varmış, hem de Brooks'un üst modellerine benzer, altı yaylı, oturma alanı daha geniş. Fiyatı da 30 TL imiş :( Neyse yaklaşık 5 katına gelmiş olsa da ben de Brooks selem var diye avuttum kendimi :)

5 Ağustos 2012 Pazar

Batum - Samsun Turu 7. gün: Fatsa - Samsun

Bugün turun son günü, rahatız diye düşünüyoruz hem de, nasıl olsa Samsun'a kadar düz yol.

Sabah 6 gibi kalkıp hafiften toparlanmaya başladım, Tamer'e seslendim bir ara. Toparlanırken istasyondaki görevliyle kısa muhabbetler, en son güneş kremi sürüyoruz, aklımız sonradan başımıza geliyor, dünkü yanıkların üstüne pek faydası olmayacak ama yine de koruduğu kadar korusun diyoruz. O sırada görevli karşıdan giden iki bisikletliyi gösteriyor. Frank ve Martje, sesleniyoruz, duruyorlar. Bizi gördüklerine şaşırıyorlar, normalde 1 gün gerilerinde olmamız gerekir. O gün Sümela'ya çıkmaktan vazgeçtiğimizi söylüyorum, birlikte pedallamaya başlıyoruz.



Ünye'den önce yol üstünde bir bakkaldan kahvaltılık bir şeyler alıyoruz, hemen yanında da fırın var, fırından da ekmek alıyoruz. Mekanın önünde masa ve tabureler var, isterseniz burayı kullanabilirsiniz diyorlar, orada yapıyoruz kahvaltımızı. Sonra yola devam. Ünye tabelası


Ünye'de hiç durmadan devam ediyoruz.




Ünye'nin çıkışında karşıda bir bisikletli seslendi. Durup karşıya geçtik, Amerikalı bir kadın, kocasıyla birlikte turdalarmış. Samsun'da bir Amerikalı'nın evinde 10 gün kalmışlar, sonrasında tekrar tura adapte olmanın zorluğundan bahsediyordu. Kocası biraz gerideymiş onu bekliyordu. 15 dk. kadar beklememize rağmen adam gelmedi, Frank isterseniz siz beklemeyin, biz yolda size yetişiriz dedi, biz karşıya geçtik. Frankler de umudu kesmiş olmalılar ki geldiler ama tam o sırada adam geldi, Franklar biz bir merhaba diyelim diyerek tekrar geçtiler biz yola devam ettik.



Terme tabelası


Tur boyunca bir kaç defa leylek yuvası ve yuvada leylek gördük ama hiç havada görmedim ben bu sene. Havada görmeden bu kadar dolaştıysam görsem dünya turuna çıkarım heralde.


Bugünkü yolu küçümsedik biraz ama güneşin yakıcılığı, dünkü üşütmeden dolayı biraz halsizlik derken ortalama hızımız yerlerde sürünüyor. Çarşamba civarıda yolun karşısında bir karpuzcu görüyoruz, hemen geçip orta boy bir karpuz bakıyoruz, ama karpuzların hepsi büyük, karpuzcu abi bakıp orta boy bir şey buluyor, o sırada bir zil sesi ile yola bakıyoruz, Frank ve Martje bizim bisikletleri görüp durmuşlar, görmeseler pas geçecekler, Samsun'da buluşuruz ancak. Bu arada yolda giderken çok dikkatliler, nerde ne var hemen görüyorlar. Uzun süredir yolda olmanın getirdiği bir şey sanırım. Hemen gelin diyoruz.


Karpuzcu abinin de arka tarafta bir kanepesi varmış, geçin diyor, geçiyoruz oraya. Karpuzu bir tepside getirip kesiyor, bir de dolaptan soğuk kavun çıkarıp kesiyor bu da benden diye. Öğlen sıcağında harika geliyor. Martje o sırada televizyonda bir Türk dizisine dalıyor, Türkçe bilmese de dizinin konusunu anlıyor genel olarak.


Kavun karpuz ortalama hızımızı yükseltiyor, Franklara yetişmekte zorlanıyorduk, şimdi onların temposunda ilerliyoruz, rüzgarlarından da faydalanıyoruz tabiki.



Eh, pek bir şey kalmamış.


Samsun'a 20 km. kala garip bir evin bahçesinde mola veriyoruz. Garip 2 bank var keresteden yapılma. Ev de banklar da normal boyutlarda değil. Ya burada yaşayanlar normalden fazla uzun, ya da ergonomiden haberleri yok diyoruz. Biz fındık, üzüm atıştırırken, Frank ekmeğe çikolatayı sürüp götürüyor. Sonra 15 dk. kadar uzanıyor banka. Biz de biraz dinlendikten sonra yola devam ediyoruz.


Ve nihayet Samsun'a geliyoruz. Benim bisikletimi tripod yapıp son tabela fotoğrafımızı da çekiniyoruz.


Sonrasında Samsun'un içine doğru girince Tamer bizi sahil yolundan Yılmaz'larla buluşacağımız yere doğru götürüyor. Biraz bekledikten sonra Yılmaz, Samet ve Egemen geliyorlar. Onlar da 5 Ağustos'ta Samsun'dan başlayıp Batum'a kadar gidecekler.


Bir mekana oturup bir şeyler içiyoruz önce, orada bu gece Tamer'in evde kalmaya karar veriyoruz, Frank ve Martje de, önce eve geçip duş alalım, biraz dinlenelim, oradan akşam yemeğine çıkarız diyoruz. Akşam bir de gösteri gibi bir şey varmış açık havada, duruma göre de ona bakarız diyoruz. Tamer ve Yılmaz önde basıyoruz pedallara.

Atakum sahil'den eve doğru geçerken iki İsviçre'li bisikletçiye rastlıyoruz, Thomas ve Daniel. Onlar da İsviçre'den başlayıp gelmişler, Gürcistan'a geçmeyi düşünüyorlarmış. İstanbul'dan Samsun'a 7 günde gelmişler.




Dünya turcuları kendi aralarında muhabbet ediyolar ayak üstü. Frank ve Martje Samsun'dan sonra İstanbul'a devam edecekler ama Batı Karadeniz sahil yolu ile aşağı yol (Merzifon, Bolu) arasında kararsızlar, Thomas ve Daniel'e danışıyorlar. Bize de sorduklarında aynı şeyi dedik. Hızlı gitmek istiyorsanız aşağı yol, deniz kenarında daha çok manzara görerek gitmek istiyorsanız sahil yolu, ama sahil yolu çok iniş çıkışlı ve virajlıdır diye.

Thomas ve Daniel'de Atakum'da couchsurfing'den buldukları birinde kalacaklarmış, adresi gösteriyorlar, bir süre onlarla pedallıyoruz, sonra Yılmaz İsviçrelileri götürmek için ayrılıyor, akşam görüşmek üzere sözleşiyoruz. Biz de Tamer'in eve devam ediyoruz. Duş faslından sonra dışarı çıkıyoruz, kebap ya da pide olabilir diyorlar yemek için, bir mekanda yemek yedikten sonra Atakum'daki etkinlik yerine gidiyoruz. Tamer bir arkadaşıyla görüşmek üzere bizden ayrılıyor, sonra haberleşiriz diyoruz.

Biz etkinliğin olduğu yere geliyoruz. Ramazan münasebetiyle yapılan bir şeymiş, faslı şahane diye, ramazana özgü ilahi vs. şeylerle operayı birleştirmişler sanırım. Önünde Samsun'daki bisikletliler de toplanmışlardı.


Franklar da Thomaslar da burda bira var mıdır diyorlar, yoktur diyoruz, Thomas iyi ben biranın ucuz olduğu bir yer öğrendim diyor, yürüyerek Olimpiyat diye bir mekana gidiyoruz. Sonradan Tamer ve arkadaşı da geliyor, bizim için de turun kutlaması oluyor böylece.


Son gün olduğundan ve turu bitirmiş olmanın heyecanı, mutluluğu vs. olduğundan km. verilerini kaydetmemişim, ama yapılan toplam km. turun başında 2012 idi, tur sonunda 2822.

Tur boyunca toplam km: 810
7. gün yapılan km: 125


7. günün haritası


İlk uzun süreli turumuzda 7 günde 800 km. yaptık, 1 haftada doğu Karadeniz'i geçtik, üstelik Ayder ve Uzungöl'e çıkarak. Dünya turu yapanlarla tanıştık, tecrübemiz arttı. Daha uzun süreli ve kilometreli turlar için kendime güvenim geldi. Ekipmanın önemini anladım, 7 günlük turun bile ekipmanlar ve insan bedeni üzerindeki yıpratıcı etkisini gördüm. Eldivenler, t-shirtler terden leş gibi oldu mesela, üst kısımları terin buharlaşmasından tuz oldu tamamen, elcikler 1 yılda yıpranmadığı kadar yıprandı. Daha uzun bir turda ekipmanların daha iyi olmasına, yedeklerinin olmasına, terleme sonrası kıyafet değişimi gibi hususlara daha dikkat etmek gerektiğini gördüm, yoksa insan çok kolay hasta olabiliyor.

Dünya turuna çıkanların hemen hemen hepsinde sabit maşa, v fren, Brooks sele, Schwalbe Marathon Plus lastikler gördük. Bunlar önemli demek ki, biz de açıkçası turun %95'inde maşayı kilitli kullandık, sabit maşa daha iyi bir tercih olabilir. Hidrolik frenlerimden çok memnunum, frenleme, dozajlama çok iyi, tek parmakla bile idare edilebiliyor ama başına bir şey gelse tur esnasında tamiri imkansız, daha uzun süreli bir tur için kesinlikle v frenli bir bisiklet gerektiğini düşünüyorum. Yani uzun veya orta vadede daha uzun bir tura çıkmadan önce bisikletimi ve/veya bazı komponentlerini değiştirsem iyi olacak.